Zekat ve Salebe!
Yazan: erginyaman 24 Ağustos 2009
Kategori: Cevat ÖZTÜRK | 199 kez okunmuş.
| “Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla” İnsanin gözünü, gönlünü mal hırsı bürümeye görsün, sonrasını hesap etmesi mümkün değildir artık. Salebe olayı da bunun en ibretli örneğidir. |
| Medine halkından Sâlebe, çok mala sahip olmak istiyordu. Ama hakkında hayırlısı çok mal mıydı onu hiç düşünmüyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas)’e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncu müracaatında da yemin ederek demişti ki: ”Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, istediğim serveti verirse yoksullara da çokça yardımda bulunacak, onların da ihtiyaçlarını karşılayacağım!..” Bu kadar ısrardan sonra Efendimiz istediği duayı yapmış; “Sâlebe’yi istediğine kavuştur ya Rab!” diye niyazda bulunmuştu.Bundan sonra Sâlebe’nin sahip olduğu koyun sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki, ‘cami güvercini’ denen Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak, cumalara dahi gelemiyor, çölün derinliklerinde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, camiden çıkmayan Sâlebe’yi hiç göremez olunca:- “Yazık oldu Sâlebe’ye. Keşke hakkında hayırlı olanı isteseydi!..” diye hayıflanıyordu. İşte bu sıralarda zekât âyeti nazil oldu.
“Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. “ (Tevbe 103) İmkân sahibi zenginlere görevliler gönderildi. Zekâtlarını toplayıp hazineye getirecekler, oradan da ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtacaklardı. Sâlebe’ye giden görevliler de durumu anlattılar. - Gelen ayetler, zenginlerin zekât vermelerini emrediyor. Sen de zengin olduğundan zekât vermen gerekiyor, bunun için geldik, dediler. Buna beklenmedik tepki gösteren Sâlebe: - “Bu çölde malın peşinde koşup kazanan benim, hiç ilginiz olmadığı halde hisse isteyen sizsiniz. Bu sizin istediğiniz şey haraçtan başka bir şey değildir!..” diyerek zekât memurlarını azarlayıp eli boş çevirdi. Sâlebe’nin bu tutumunu duyan Resulullah (sas): - “Yazık oldu Sâlebe’ye, keşke mutlaka zengin olmayı değil de hakkında hayırlı olanı isteseydi..” diyerek üzüntülerini bir daha izhâr etti. Bu olay üzerine Tevbe Sûresi’ndeki münafıkları anlatan âyetler nazil oldu: “ İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır.Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler “ ( Tevbe 75-76) Ayet-i kerime, verdiği sözünde durmayan Sâlebe’nin münafıklar sınıfına kaydığını işaretliyordu. Bunu anlayan akrabaları, gidip ona derhal malının zekâtını vermesini, yoksa münafıklardan biri olarak damgalanacağını hatırlattılar. Yakınlarının zorlaması üzerine zekâtını alıp Resulullah’a gelen Sâlebe, yoksulun hakkını getirdiğini söyledi ise de Resulullah (sas) : “Bu sizin yaptığınız, haraççılıktan başka bir şey değildir!” diyen Sâlebe’ye üzüntülü bir eda ile,: -“ Senin yardımını alamam artık Sâlebe. Allah Celle ve Âlâ men etti!..” karşılığını verdi. Resulullah (sas)’ın vefatından sonra Hazreti Ebû Bekir’e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazreti Ömer ve Osman’a da müracaat ettiyse de hepsi de,: ‘- Resulullah’ın kabul etmediğini bize mi kabul ettirmek istiyorsun?‘ şeklinde karşılık verdiler. Hazreti Osman (r.a) zamanında hasta yatağında son anlarını yaşadığı sıralarda kulaklarında Resulullah’ın ilk ikazları yankılanıyordu: - Sâlebe! Çok malın sorumluluğu vardır. Yerine getirmezsen hakkında hayırlı olmaz. Mutlaka zengin olmayı değil, hakkında hayırlı olanı iste!.. Ama artık vakit çok geçmişti. Sâlebe, zamanında mükellefiyetini yerine getirmeyen zenginlere ibret örneği veriyordu bu tutumuyla. |
Kur’an’da 70 kere emredilen NAMAZ ayetlerinin bir çoğunun yanında ZEKAT da birlikte emredilmiştir. Yani bir müslüman için Namaz ne kadar önemli ve vazgeçilmez bir ibadet ise Zekat da aynen öyledir. Bazı müslümanlar Zekat ibadetinin ehemmiyetini ya kavrayamamışlar yada hafife alıyor olmalılar ki Rabb’imizin bu açık emrini yerine getirmekte gevşek veya ihmalkar davranıyorlar. Lütfen Zekatımızı vererek hem malımızı haramdan temizleyelim hem de malımız üzerinde Rabb’imizin bildirdiği gibi hakları olan yoksul ve fakirlerin hakkını.
Mevlam bizleri malının hesabını yaparak; “ Boynuzsuz, koyunun boynuzlu koyundan hakkını isteyeceği ” gün gelmeden, FAKİRİN HAKKI OLAN Zekatı , zamanında verenlerden eylesin. ..
Celal KARABACAK
Kdz.EREĞLİ





>



Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!