Ülke Haykırıyor…
22 Şubat 2010
08:07
830 Kez Okundu

Bir zamanlar meydanlarda bir gurup tarafından haykırılan ve slogan haline getirilmiş SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK sözleri artık ülke insanının neredeyse temel felsefesi olmuş gibi ;            17 Şubat tarihinde HSYK nın almış olduğu karar, kararı verenlerin dahi vicdanlarını sızlatacak  türden bir karar olduğundan akabinde ülkenin dört bir yanında ki sivil toplum örgütleri , barolar ve  aydınların bir biri ardına yaptıkları açıklamalar ile  YARGISAL DARBEYE dikkat çekmektedirler . Bir çok yazar yazıları ile kararı eleştirerek yanlışı köşelerinde eleştirmektedirler.                    

            Bunların en dikkat çekeni bir zamanlar darbeyi yaşamış daha sonra ise KİMSE KIZMASIN KENDİMİ YAZDIM  isimli kitabı ile darbe yıllarını anlatmış,  gerçekten Demokrasiyi savunan aydın bir kişi olan HASAN CEMAL  Milliyet gazatesinde  18.02.2010 tarihli köşesinde ki BU YARGI İLE DEMOKRASİ OLMAZ  başlıklı yazısında yaşananları çok net bir şekilde ve objektif olarak ele almıştır. Yazının içeriğin de ;

           1-(Bu bir iktidar mücadelesi. Özünde bir demokrasi kavgası.‘Eski’yle ‘yeni’nin kapışması.Yani çok karmaşık değil.Basite indirgenebilir bir kavga.Adına ister asker-sivil bürokrasi, ister asker-sivil oligarşi, ister bürokratik vesayet rejimi deyin, ‘atanmışlar’dan oluşan bu güç, seçilmişler karşısında iktidarın iplerini elinden bırakmak istemiyor.Milletin oyuyla seçim sandığından çıkan sivil güçlere karşı, özellikle çok partili demokrasiye adım atıldığından beri derin bir kuşku ve güvensizlik besliyor.Seçim sandığından çıkan gücün Türkiye’yi böleceğine, Türkiye’yi irtica düzenine götüreceğine inanıyor.Kafayı buna takmış durumda.Bu nedenle, birinci sınıf demokrasi ve hukuk devletine inandığı yok.) yaşananları Eski ile yeni neslin kapışması ve atanmışların birinci sınıf demokrasiyi istemedikleri olarak  yorumlamıştır.

            2-Bunun için atanmışların darbe yaptıklarından,partileri kapattığından, muhtıralardan, yasaların ve kurumların özü ile nasıl oynandığından bahsetmiş fakat artık bunların yeterli olmadığı üzerinde durmuştur.

            Değerli anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun yargının bugünkü yapısı ve zihniyetiyle Türkiye’de ikinci sınıf demokrasiye razıdır.(Star, Açık Görüş eki, 13 Eylül 09)

            Ahmet Altan ise aynı tarihli 17 Şubat başlıklı yazısında (Ordunun içinde bu duruma karşı çıkanlar olduğu gibi yargının içinde de bu duruma karşı çıkanlar, bu “temelin” Türkiye’nin yeni, kalabalık ve karmaşık yapısını artık taşımadığını görenler vardı; onlar “suçlulara” dokunmaya karar verince yargının “temele” sadık kalan ve onu korumak için çabalayan kanadı harekete geçti.Bugün “kutsal” yargının karpuz gibi ortasından yarılmasının nedeni bu.Yüksek yargının bir bölümü, “orduya dokunulacağını” görünce “yetkilerine, hukuka, yasaya” pek aldırmadan telaşla harekete geçti.

        Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında telaşa kapılan ordunun verdiği “27 Nisan” muhtırası ordu için nasıl sonuç verdiyse, telaşa kapılan yüksek yargının “17 Şubat’ta” yaptığı bu çıkış da aynı sonucu verecek, yargının açıkça sorgulanmasına ve yerinin yeniden belirlenmesine yol açacak.Cumhuriyet’in “temelleri” yıkılacak.) şeklinde yorumlamıştır.

         Ülkede yeniler eskilerin bu saplantılarını aşmak için susmamaya karar vermiş her platformda uslubuna uygun olarak sesini yükseltmeye başlamış birinci sınıf Demokrasi yi ister olmuştur. Bunun için 82 anayasasının değiştirilmesi ve yargı reformunun yapılması için haykırmaktadır. Ne dersiniz bu   sesi duyanlar olur mu?. 22.2.2010 

Av. Nazım Erdoğan

hakkında:

Cevap Yazın

Anti-Spam Quiz:

Blue And Black WP Theme