Emanet kutu
25 Haziran 2008
08:05
887 Kez Okundu

  Allah dostlarından “Hacı Bayrâm Velî” hazretlerinin yaşadığı devirde, temiz kalbli “bir genç” askere çağrılmıştı.  Yetîm ve öksüzdü. Kimi kimsesi yoktu. Biraz mîrâs kalmıştı babasından. Hani birkaç “Bilezik”, birkaç da “Altın”. Bir kutu içine koydu onları. İyi de kime teslim edecekti? O anda “Hacı Bayrâm Velî” hazretlerini hatırlayıp, koştu türbesine.   Ruhuna bir “Fâtiha” okuyup; – Efendim! Vatanî vazîfemi îfâ için askere gidiyorum. “Şu kutu”yu emanet edecek kimsem yok. Çâresizim. Sizde emanet kalsın. Asker dönüşü alırım inşallah! dedi. Ve askere gitti.  Askerden dönünce, “Emanet kutu”yu hatırlayıp, koştu türbeye.  Gördü ki, bıraktığı yerde duruyor. Seslendi yaşlı türbedara: – Efendi baba! Şu kutuyu yıllar önce buraya koymuştum. Şimdi izninizle alıyorum.  Türbedar, başını olumsuzca salladı: – Al alabilirsen!  – Niçin böyle söylüyorsunuz amca?  – Çünkü ben, o “Kutu“yu birkaç defâ almak istedimse de alamadım. Hattâ bir milim oynatamadım yerinden.  – Sonra amca?  – Sonra “Bu işte bir hikmet var” deyip, bir daha da sürmedim elimi.  Genç, tereddütsüz uzattı elini. Ve koyduğu yerden aldı “Emâneti“ni.  Sevinçle döndü memleketine. 

Cevat ÖZTÜRK hakkında:

Cevap Yazın

Anti-Spam Quiz:

Blue And Black WP Theme