Bayram ‘a doğru…
Yazan: Celal Karabacak 03 Aralık 2008
Kategori: Anasayfa | 203 kez okunmuş.
Bayram , dinimiz bakımından önem verilen ve kutlanılan günlerdir. Dargınların birbirlerini affettiği, büyüklere saygı ve hatır sayıldığı, küçüklerin sevindirildiği, aramızda olmayan sevdiklerimiz için duaların gönderildiği, kabirlerinziyaret edildiği kısaca barış, yardımlaşma ve insanlığın temeline dayalı bir meziyetin paylaşıldığı kutsal günlerimizdir… Kimi zaman buruk, kimi zaman sevinçli “bütünüz, varız, bir aradayız“ cümlesinin bir başka anlamıdır islamiyetin temelinde var olan bayramların anlamı
Yaşadığımız hayatta bizi biz yapan insan olarak sahip olduğumuz belli değerler vardır, dinimiz, dilimiz, örfümüz, geleneklerimiz, ülkemiz, ailemiz ve kan bağı olan yada olmayan yakınlarımız gibi. Değerlerimize önem vererek saygı duyarak merhamet ve sevgi büyüterek, öğrenerek ve öğreterek insan olmaya çalışır ve bütünleşiriz. Değerlerimiz „biz „ demektir. Bize şekil ve yön veren unsurdur yoksa eksik olmak, kaybetmek demektir.
Bayramlar barıştır. Bayramlar kavuşmadır. Ne beklenirdi o mübarek günler eskiden. „nerde o eski bayramların tadı„ diye iç geçiren bir nesil olduk maalesef. Bizlerde o eski bayramlarda birer çocuk, birer gençken yine daha eskileri vardı bayramların. Evler boyanır, bahçeler temizlenirdi. Yemekler yapılırdı ve sunulmak üzere hazırlanan ikramlar.. Çiçek gibi olurdu yediden yetmişe sabahın bayram namazıyla birlikte güne insanlar tıpkı baharında bir mevsim gibi. Jilet gibi ütülenmiş takımlar, boyanmış kunduralar giyilirdi. Sokaklara güneş gibi doğardı, ısıtırdı insanların içindeki buzlaşmış özlemlerini ve kederlerini.
Oysaki su an nasıl bayram yaşıyoruz ? Herşey 4 duvar arasında gücümüzün nasıl yettiğini anlayamadığımız bencilliklerle dolu bir bayram… Dışarda ağlayan seslere kulak tıkayıp feryat edenleri duymaz hale geldik. Ne acı değil mi? Oysa bizi değiştiren hiç birşey değil yine biz olduk… İnsan sevgilerinin harman olup elendiği bu geçirimsiz elekte yeniden biz olmayı denemek için ne kaybederiz?
Artık bayram denildiği zaman akıllara iple çekilen günler gelmiyor ne yazik ki. Eski heyecanı veremeyecek kadar soldurulmuş, değeri ve önemi dürülmüş bir gün gibi kapatılıp kaldı takvim yapraklarında bayramlar. Kaybettikçe kaybediyoruz bütünümüzden parçalar. Oysa neden kaybediyoruz?
Sevdiklerinize dargın olun ya da olmayın ziyaret etmeyi ve hatırlamayı unutmayan bir zihniyetle yaşamayı bilelim, onlarla kucaklaşın, sarılın, unutmayalım ki bu dünyada sadece kiracıyız ne vakit taşınacağımızı bilmediğimiz bu göçebe ömrümüzde bir daha görme ihtimalimizin olmayacağını düşünmeliyiz. Bayramlar böylesi bir vesileyken hele. Sevdiklerimizle, sevgiye, şevkate ve yardıma ihtiyacı olan insanlara ışık olmak ne kutsal ve önemlidir unutulmuşluğun karanlığında yalnızlığın uğultusunda beklerken bilinmezlere.
Selamlaşmak insanların yüreklerindeki öfkeyi benciliği siler bir nebzede olsa. Gönüllere huzur verir. Gönül değil midir çepersiz dünyamızın adı? Hüznün ve acının rengini sadece bizim bildiğimiz, sevincin ve huzurun, ömrümüze yol tayin eden pusulasıdır gönül. Bu bayramlarda ertelemeyin bilinmeyen yarınlarımıza ihmalkarlık ve umursamamayışları.. Beklentilere hatta ümitsizliklere kaldı kırık gönüller, bir mesaj bir telefon kadar yakınken titrek ve kararsız ellerimiz..
Neden hala bu inat ve tükenişler..
Lütfen değerlerimizi unutmayalım, bayramlar mateme ve hüzne dönmesin.
Huzur dinginliğinde iyi bayramlar ….
ALINTIDIR.





>



Yorumlar
Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!