AMEL DEFTERİ VE KARNE
AMEL DEFTERİ VE KARNE ÜZERİNE BİR DENEME
AMEL DEFTERİ: İnsanların dünyada benimsedikleri inançlar ile yaptıkları amellerin kayıtlı bulunduğu ve ahirette kendilerine verileceği bildirilen defter (kitap) veya mahşerde hesabın görülmesinden sonra sahibinin durumunu açıklayan belgedir.[1]
KARNE: Her dersten öğrencilerin aldıkları not durumlarını gösterir belge. Lazım olduğu zaman koparılarak kullanılan küçük belge. Memurların tedavi oldukları zaman, yapılan işlemin kaydedildiği belge, sağlık karnesi gibi.[2]
Kur’an’da,kitap ve suhuf adıyla zikredilen amel defterine kitabu’l-a’mal, sahifetu’l-a’mal da denir. Kur’an’da insanın dünyada yaptığı amellerin kıyamet günü açılmış bir kitapta kendisine gösterileceği ve herkesten kendi kitabını okumasının isteneceği belirtilmektedir.[3]
وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.İSRA 13
اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
“Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.İSRA 14
Kiramen Katibin, hafaza, rakib, atıd adlarıyla anılan meleklerin yazıp kaydettiği[4] bu kitap insanın, hak-batıl, yalan-doğru, hayır-şer, iyi-kötü bütün inanç, düşünce, söz ve davranışlarını kapsayacaktır.[5]
فَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ
Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.ENBİYA 94
Her yıl eğitim ve öğretime başlayan öğrencilere birinci ve ikinci dönemin sonunda, aldıkları not durumlarını, başarılı-başarısız olduklarını gösteren karne verilmektedir. Öğrenci velileri, anne ve babaları çocukların aldıkları karnelere bakarak derslerinde başarılı olup olmadığını anlar.
Amel defterleri, okuma-yazma bilmese dahi Allah’ın vereceği bir yetenekle herkes tarafından okunabilecektir. Amel defterleri cennetliklere sağdan, cehennemliklere soldan veya arkadan verilecektir. Defteri sağdan verilenler Kur’an’da ashabu’l-yemin, soldan ve arkadan verilenler ashabu’ş-şimal diye anılır.[6]
Defterin sağ taraftan verilmesi bir müjde, soldan veya arkadan verilmesi ise bir azap işareti olacaktır.
Dünyada ise amel defteri olarak düşünebileceğimiz karneler, öğrencilere yılda iki defa verilmektedir. Karne verilirken sağdan, soldan veya arkadan verilmemekle beraber, karneyi alanlar, ders notlarını gördükleri zaman bunun iyiye veya kötüye işaret olup olmadığı gayet iyi anlamaktadırlar.
Kur’an-ı Kerim’de, insanın dünya hayatındaki didinmeleri sona erip Rabbine kavuştuğunda şayet kitabı sağ eline verilenlerden ise hesabının kolay olacağı ve mutlu bir hayatı hak edeceği, kitabı arkadan verilenlerden ise alevli ateşe atılacağı bildirilmiştir.[7]
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
Kime kitabı sağından verilirse, Kolay bir hesapla hesaba çekilecek;
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاء ظَهْرِهِ فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًا
Kimin de kitabı arkasından verilirse, derhal yok olmayı isteyecek; alevli ateşe girecektir. Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı. İnşikak/6-13
Karne verilirken kimi öğrencilerin yüzleri gülmekte, başarılarını süsleyen teşekkür veya takdir belgesi ile sevincini yaşarken, zayıfı olan öğrenciler ise üzüntülü ve mahcup bir halde olmaktadırlar.
Amel defterini sağdan alan “yüzleri parlak zümre” sevinip umduğuna kavuşacak, soldan alan “bedbaht zümre” ise başına gelecek felaketi anlayarak yok olmayı isteyecektir.[8]
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَؤُوا كِتَابِيهْ فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيهْ وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيهْ
Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim !HAKKA 18-26
Evet, ahirette bizlere verilecek olan amel defterine benzer bir belgeyi çocuklarımız bizlere yılda iki defa getirmektedir. O karneye bakarken acaba basit bir belge olarak mı bakıyoruz. Yoksa ahirette bizlere de sağımızdan, solumuzdan veya arkamızdan verilecek olan amel defteri ile bir bağlantı kurabiliyor muyuz?
Bugün derslerinde zayıf alan bir oğlumuzu, kızımızı azarlarken, derslerine çalışmadığı, oyuna dalıp derslerini ihmal ettiği için, ödevlerini yapmadığı için azarlarken; karneye bakıp da kızarken acaba aklımıza şunlar gelmiyor mu?
“Bir gün bu karne gibi bana da bir karne, amel kitabı, defteri verilecek. Yapmış olduğum her şeyin yazılı olduğu, kayıtlı olduğu bir amel defteri… Büyük-küçük ne varsa, ne yaptım ise her şeyin, zerre miktarına kadar iyilik veya kötülüğün yazılı olduğu bir amel defteri… Ben çocuğumu zayıf aldı diye azarlarken, derslerine çalışmadı diye kızarken, Allah Teala da “Kulum! Sana o kadar nimet verdim. Mal, mülk, evlat, servet verdim. Niçin bana kulluk etmedin? Ben sana beş vakit kılmayı emrettim. Sen ise günde beş defa okunan ezanlara kulak vermedin, derse ben ne cevap veririm? Beni azarlayıp, cehennemine koyarsa ben ne yaparım?”
Çocuğumuzun karnesine bakarken, biraz da ahireti, hesabı, mizanı, sırat köprüsünü, mahşeri düşünelim. Bakın o zaman ruhen ve bedenen kendinizi nasıl daha rahat hissedeceksiniz? Daha evvel, alelade bir belge olarak baktığınız, iyi olduğu zaman, teşekkür aldığı, takdir aldığı zaman sevindiğiniz, öğündüğünüz o karne bize çok şeyler anlatacaktır. Çocuğunuz kötü bir karne getirdiği zaman bile, Allah Teala’nın eşsiz merhametini düşünerek, acıyarak çocuğunuza güzel tavsiyelerde bulunacaksınız. Halbuki bu tavsiyelerin öncelikle kendinize lazım olduğunu asla unutmayacaksınız.
Böylece daha amel defteri açılmadan, kendinize gerekli olan dersi alacak, hayatınıza bir çeki düzen vereceksiniz.
Karneye bakarken, amel defterinizde yazılı olan şeyleri görecek ve gayr-i ihtiyari olarak “Ben yapmadım…” diyeceksiniz. Fussilet suresinde; kulakların, gözlerin ve derilerin[9], Yasin suresinde de kıyamet günü ağızların mühürlenip ellerin ve ayakların insanın işlediği fiiller şahitlik yapacağını bildirmesi[10] amel defteriyle ilgili olarak Allah Teala’nın kıyamet sahnelerinden bizi haberdar ettiğini göstermektedir.
Bizleri bu dünyaya hangimizin daha iyi iş yapacağını, hangimizin daha iyi bir kul olacağını tesbit için ölümü ve hayatı yaratan Allah (C.C.)[11], bizlerin karnesini, amel defterini görevlendirdiği melekler tarafından yazdırmaktadır.
Kur’an’da zikredilen kitap ve suhufun insan ömrünün muhasebesinin yazılı bulunduğu defter anlamını ifade ettiği gibi, bir çok müfessir tarafından da kişinin hesabının görüldüğünü bildiren bir belge anlamına gelebileceği belirtilmiştir.
Ehl-i sünnet alimleri amel defterlerinin bilinemeyeceği, bu dünyadaki defterlere de benzetilemeyeceği görüşündedirler.
Teşbihte hata olmaz, derler. Bir nebze de olsa, dünyadan misal getirerek, ahireti hatırlayabildiysek ne mutlu…
Artık karnelere bir başka gözle bakarız inşaallah…
[1] Ahmet Saim KILAVUZ, İslam’da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, “Amel Defteri” maddesi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, ,İstanbul, 1997, c.1, s.131-132.
[2] A. Salih ERÜZ, Türkçe Sözlük, Şamil Yayınları, İstanbul, 1983, s.528.
[3] İsra, 17/ 13-14.
[4] Enbiya, 21/94; Kaf, 50/18; Zuhruf, 43/80.
[5] Kehf, 18/43.
[6] Hakka, 69/19, 25; İnşikak, 84/7, 10.
[7] İnşikak, 84/6-13.
[8] Hakka, 69/18-26; İnşikak, 84/6-12.
[9] Fussilet, 41/20.
YAŞAR AYDIN






Yorum Yapin
Yorum yapabilmek icin giris yapmalisiniz.